.
Firsatlar Burada  
  Anasayfa
  Kampanyalar
  Sonuclar
  Moda
  Guzellik
  Saglik
  Mutfak
  ShuBuO
  Destekciler
  Videolar
Saglik

Sağlık

 


Sağlıklı yaşam tüyoları burada... 

---------------------------------------------------------------------------------

Vitaminler Hakkında Bilmeniz Gerekenler!

 
A, D, C vitaminlerini doğru kullanıyor musunuz? Ne zaman hangi vitamini almanız gerekiyor?

D vitaminin sadece kemikler için faydalı olduğu düşünülürdü. Ancak bilimsel araştırmalar, çok farklı faydaları olduğunu ortaya koydu. Demans( bunama) hastalığı olan kişilerde yapılan araştırmalar, D vitamininin düşük olduğu bulgusunu ortaya çıkardı.
Ne kadar çok vitamin alırsanız, o kadar sağlıklı olacağınızı düşünüyorsanız yanılırsınız. Bazı vitaminler günlük ihtiyacın üzerinde alındıklarında çeşitli sorunlara yol açabiliyorlar. Bunlardan biri de A vitamini! Vücut için son derece önemli olan A vitamininin aşırı alınmasının yarattığı bazı rahatsızlıklar oluyor: Doğum anomalileri, kusma, çift görme, saç kaybı, kemik ve karaciğer dokularının zarar görmesi..
Önerilen A vitamini miktarı kadınlarda 700 mcg., erkeklerde 900 mcg., üst limit ise; 3000 mcg.’dir.
Kadınlar her ay adet döneminde azımsanmayacak kadar demir kaybederler. Bu yüzden, bu dönemde demir içeren besinlerden zengin beslenmek gerekir. Ayrıca doktorunuza danışarak, demir içeren takviyeler de alabilirsiniz. Ancak unutmayın; kalsiyum desteği alıyorsanız, bu iki takviyeyi farklı zamanlarda almanız gerekiyor.
C vitamini denildiğinde hepimizin aklına turunçgiller gelir. Ancak “Acelora” isimli bir meyve var ki; 100 gramında bulunan C vitamini, bir portakalda bulunan C vitamininden 31 kat fazla! Kiraza benzeyen bu meyvenin 100 gramında tam 1.677 mg C vitamini bulunuyor. Acelora, bilinen adıyla Barbados kirazı, Güney ve Orta Amerika’da yetişiyor. Ancak bunun için üzülmeyin çünkü 100 gram portakaldan alacağınız C vitamini, günlük ihtiyacınızın neredeyse hepsini karşılamaya yetiyor.
 

Çocuklarda Zeka Kavramı...

 
Çağımız ilerledikçe çocukların öğretiminde yeni yeni bir çok teknik ve yöntemler araştırılmaya başlanmış Tabii ki amaç çocuklarımıza yeni bilgileri daha etkin ve kalıcı nasıl öğretebiliriz, öğrendiklerinden nasıl keyif alabilir hale getirebilirizi bulmaktır.

Belki de bu becerilerini fark ederek ilerideki meslek hayatına hazırlamaktır. Çoklu zeka kavramı bunları amaçlayan çocuğun  hangi zeka alanını daha aktif kullandığını bularak günlük hayatta gelişimini desteklemektir.

Bu kavram başarıyı nasıl etkiler?

Çocuğun kuvvetli alanları pekiştirilerek öğrenmeye ilgi ve istek duymasını sağlar. Ayrıca farklı bakış açısını geliştirerek çok yönlü düşünür.

Bunu ailelerde uygulayabilir mi?

Evet. Zaten amaç ebeveynin çocuğundaki kuvvetli alanı fark ederek çocuğun bu alanlarını geliştirmesine fırsat vermesidir.

Kaç yaş grubuna uygulanması doğru olur?

7-13 yaş grubuna rahatlıkla uygulanır. Aslında ergenlikteki bir kişi bile aşağıdaki özelliklerden hangi yönünün daha kuvvetli olduğunu fark ederek geliştirebilir.

Çoklu zeka olarak bahsettiğiniz hangi gelişim alanlarıdır?

8 gelişim alanıdır;

1. Sözel-dil zekası
2. Mantıksal- matematksel zeka
3. Görsel-uzaysal zeka
4. Müziksel-ritmik zeka
5. Bedensel-kinestetik zeka
6. Sosyal zeka
7. İçsel zeka
8. Doğacı zeka.

Sözel – dil zekası kuvvetli olan çocuğu nasıl anlarız? Nasıl geliştirmeliyiz?

• Konuşması, kelimeleri kullanması, sesleri vurgulaması, uzun ama kurallı cümle kalıpları ile kendini ifade etmesi,
• Etrafındakileri konuşarak ikna edebilmesi,
• Bilgilerini sözel olarak paylaşabilmesi,
• Konular hakkında yorumlama ve açıklamalar yapması ile dikkat çeker.
• Okuma yazması oldukça iyidir ve  şiir, edebiyat, yazılara karşı ilgisi oldukça fazladır.

Geliştirmek için;

• Onunla bol bol konuşma zamanları ayırın.
• Özellikle bir sorunun çözümü hakkında konuşurken bu sorunla ilgili kitaplar, dergiler, gazete küpürleri alın ve okutun.
• Bir konu hakkındaki yorumlarını kasete alın ve dinlettirin. Bunlar hakkında karşılıklı yorumlar yapın.
• Günlük tutması konusunda teşvik edin.
• Değişik yaşına uygun kitaplar, yayınlar, hikayeler alın.



Ah Ah Kiloları Neden Veremeyiz...

 
Aslında yediklerinizin ve içtiklerinizin sizin için iyi olmadığını biliyoruz. Bu yiyecekler şeker içeren yiyeceklerdir. Şekerle dolu yiyecekler ve içecekler tüketiyoruz. Sonuç olarak vücudunuz bunu sindirmekte zorlanıyor ve yağ olarak depoluyor. Bunun yanı sıra vücudunuz toksinlerle ne yapacağını bilemediği için bunu yağ olarak depolar ve bize selülit olarak geri döner.

Sağlıksız yiyecekler ve içecekler bir asit tabanı oluştururlar. Ayrıca stresinde asit seviyesini artırdığını biliyoruz. Sonuç olarak vücudunuz asit tabakasından korunmak için onun üzerini yağ ile kaplar.

Asitten korunmak için vücudumuz depoladığı yağların eritilmesine izin vermez. Düzenli olarak egzersiz yapsanız bile, asidin organlarınıza zarar vermemesi açısından vücut bu yağları yakmaz.

Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersizlerin yaşam tarzınız olmasını sağlayın!


Fare ve klavye kullandığınız için çektiğiniz ağrılar sona eriyor (mu?)

 
Sıkça fare ya da klavye kullanan veya çok yazı yazan insanlarda bilek rahatsızlıkları (Repeated Strain Injury) ortaya çıkabiliyor. Kensington, bilgisayar başında çok fazla vakit geçirenlere özel geliştirdiği ürünle kullanıcıları uyarıyor.

Fiyatı kdv hariç yaklaşık 38 dolar olan orbit optical trackball, kullanmaya alışabilenler için uygun bir çözüm olabilir. 5 yıl garanti sunan Kensington sadece kendi ürününü önermekle yetinmeyerek birkaç egzersiz önerisinde de bulunuyor:
1. Ellerinizi masanın üzerine koyunuz ve sırtınız oturduğunuz yerde düz iken vücudunuzun üst kısmını yavaşça yukarı doğru kaldırınız.
2. Başınızı sanki birisi sizi yukarıdan kukla oynatıyormuş gibi tavana doğru hareket ettiriniz.
3. Bu pozisyonda 10 saniye kadar yukarıda kaldıktan sonra yavaşça vücudunuzu aşağı doğru çekiniz. Bu egzersizi günde en az üç kez tekrarlayınız.
Ürünle ilgili detaylı bilgiyi www.albim.com adresinden edinebilirsiniz.  En azından egzersizi denemesi bedava.



Kepek nedir ve neden olur?

 
Kepeğin Latince adı 'pityriasis capitis'tir. Bu durum aslında seboreik egzemanın inflamatuar olmayan hafif bir formudur.Normalde insan derisi kendini yenilediğinden, deri yüzeyinde bulunan ölü hücreler altta oluşan yeni hücreler tarafından atılır.
Kepek probleminde bu süreç aşırı hızlanmıştır ve çok sayıda hücre atılımı olduğundan, bu hücreler kümeler oluşturarak gözle görülebilir hal alabilirler.

Kepek problemi özellikle koyu renkli kıyafetler giyildiğinde belirgin hale gelir. Ayrıca saçlı deride kaşıntı da bulunabilir.

Bir çok kişi kepek problemini, saçlı derilerinin kuru olmasına bağlar. Bu nedenle de saçlarını şampuanla yıkamayı bırakır veya daha seyrek olarak yıkar. Çünkü yıkamanın saçları daha çok kurutacağını düşünür. Fakat bu uygulama doğru değildir.

Kepeklenme, sadece deri hücrelerinin döngüsü arttığında gelişir. Kepeklenmenin, derimizde normalde de bulunan 'Pityrosporum ovale' denilen bir mantarın miktarını aşırı arttırması sonucu geliştiği düşünülmektedir.

Kepek engellenebilir mi?Kepek problemi  kesin olarak çözümlenmese de, bu durum kontrol altına alınabilir. Kepeklenme yaş ilerledikçe gerileyebilir.

Kepek nasıl kontrol altına alınabilir?
Kepek Şampuanları:
Kepek şampuanları  selenyum sülfit, çinko pirithion gibi antimikrobik maddeler içerir ve hafif kepeklenmede faydalıdırlar. Bu ajanlar, kepeğe neden olan  'pityrosporum oval' denen mantara etkilidirler.

Antifungal şampuanlar: Bu şampuanlar ketokonazol içerir ve hala kepek tedavisinde etkilidirler. Tedaviye dirençli şiddetli kepekler için iyi bir seçenektirler ve pityrosporum ovale sayısını azaltırlar.Bunların kepeği geçirmesi için, haftada 2 defa, 2 - 4 hafta boyunca kullanılmaları gerekir. Bu kullanımdan sonra yeniden gelişimi engellemek için,  haftada bir iki kez uygulanmalıdırlar.

Eğer bu tedavilere cevap alınamazsa ne yapılmalıdır?Eğer bu şampuanların kullanımından sonra kepeğiniz geçmezse, daha şiddetli hale gelirse, vücudun başka yerlerinde de pullanma gelişirse bu durum seboreik egzema, diğer egzemalar veya sedef hastalığının belirtisi olabilir. Bu durumda bir dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.

Bu konu ile ilişkili yazılar:Şampuanlar, Saç bakımı, Yağlı saç


Dudak Çatlakları

 
Dudak çatlakları; aynen “kuru cilt” problemi gibi; kış mevsiminde soğuk veya kuru rüzgarlı havalarda sıkça yaşanan bir sorundur. Bazı kişilerde, öylesine ileri safhalara ulaşır ki; bunlar için yemek, gülmek hatta konuşmak bile acı verici bir duruma dönüşebilir.

Vücudumuzun kendi içinde, 37°Cısıyı korumak amacı ile sürekli çalışan bir termostat sistemi mevcuttur. İnsan organizmasında en fazla ısı kaybı deri yoluyla gerçekleşir. Dolayısıyla bu termostat sistemi, dış ortam ısısı düştüğünde, uç bölgelerdeki ( burun, dudaklar, ayaklar, eller … ) damarlarda kan dolaşımını yavaşlatarak, vücut ısısının bu bölgelerden kaybını önlemeye çalışır. Yeterince önlem almadığımızda ise, kuru cilt, dudak çatlakları ve topuk çatlakları gibi sorunlarla karşılaşma ihtimali oldukça yüksektir.

Dudaklarımız vücudumuzun en hassas bölgelerinden biridir ve normalde, koruyucu bir yağ tabakası ile kaplıdır. Nem kaybı sonucu, bu tabaka işlevini yitirebilir. Sonrasında soğuktan etkilenen dudaklarda, ölü hücrelerin dökülmesi yer yer soyulmalara sebep olur. Soyulan bölgelerden bazıları koparken, kanama ve kabuklanmalar oluşabilir. Kimi zaman bakteri veya virüs enfeksiyonları da eklenir, “angüler stomatit” denilen dudak kenarlarında çatlaklar oluşabilir ve yaraların iyileşmesi aylar alabilir.

Dudak Çatlamalarının Sebepleri Nelerdir?
  • Egzema ve hassas cilt problemlerine de zemin yaratan genetik ve yapısal özellikler,
  • Dudakların sürekli yalanması veya ısırılması ( tükürükteki sindirim enzimleri dudakların koruyucu tabakasını yok eder.)
  • Soğuk veya kuru ortamlara maruz kalınması,
  • Sinüzit, alerjik rinit gibi üst solunum yollarının tıkanmasına, dolayısıyla ağızdan nefes alınmasına neden olan rahatsızlıklar ( sürekli ağızdan nefes almak, dudakların kurumasına yol açar.)
  • Özellikle gençlerde rastladığımız soğuk havada yapılan sporlar ( kayak vb. ) sırasında, nemlendirici kullanımı gibi koruyucu tedbirlerin alınmaması,
  • Ruj gibi bir takım dudak ürünlerine karşı oluşan alerjik reaksiyonlar,
  • Bazı meyve ve sebzelere karşı alerjik reaksiyonlar ( mango, kereviz, domates, ıhlamur… ),
  • İlaçların yan etkileri ( sivilce tedavisinde kullanılan Roaccutane, antidepresanlar, antialerjikler, kolesterol düşürücü ilaçlar… ),
  • Sigara kullanımı,
  • Vitamin eksiklikleri ( özellikle B2 ve C vitaminleri ),
  • Liken vb. kronik deri hastalıkları.  
Dudak Çatlaklarından Korunmak için Pratik Bilgiler
  • Dudaklarınızı sürekli dilinizle ıslatmayınız, çünkü bu şekilde ıslanan dudaklar soğuk havanın etkisi ile kururken aynı zamanda gerilir ve dudak çatlakları ortaya çıkabilir.
  • Dudaklarınızı ısırmak veya soyulmuş ölü deri parçalarını koparmak, dudak problemlerini daha da arttıracağından bunlardan kaçınmalısınız.
  • Yağ bazlı nemlendiriciler veya dudak kremlerini mutlaka yanınızda taşıyınız, bunların kullanımı özellikle soğuk ve kuru havalarda çok yararlıdır.
  • Asitli ve sıcak içecekler yanık ve irritasyona sebep olabileceklerinden, sık kullanımları önerilmez.
  • Dudaklarınız sık sık çatlıyorsa bol miktarda havuç, portakal ve limon tüketmelisiniz.
Tüm bu önlemlere rağmen, dudak problemleriniz ( özellikle 2 haftadan uzun süren dudak ülserleri!!!! ) 1-2 hafta içinde geçmezse, mutlaka uzman hekimlere müracaat ediniz.
 
Evde Yapılabilecek Dudak Bakım Kürleri
  • Demlenmiş adaçayı ve ceviz yaprağı ile dudaklara kompres yapılabilir.
  • Bal sürdükten sonra 15 dakika kadar bekletmek dudak çatlaklarına iyi gelir.
  • Kakao yağı dudak bakımı için önerilen doğal ürünlerden biridir.
 Özellikle beyaz tene sahip olan sarışın ve kızıllar, yaşlılar, uzun süre güneşe maruz kalınan işlerde çalışanlar, sigara kullananlar; dudak problemleri açısından çok dikkatli olmalı ( dudak kanseri geliştirme riskleri yüksek olduğundan ) ve güneşten koruyucu faktörler de içeren nemlendirici krem kullanımını ihmal etmemelidirler.



Ispanak Artık Yumurtalı Yenecek....

 

Yoğurtlu değil, yumurtalı...

Anemi tedavisinde başarı için her öğünde bol yeşillik yenmesi, demir kaynağı ıspanağın yumurtayla pişirilmesi ve ara öğünde kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi öneriliyor.

Türkiye’de demir yetersizliği anemisi görülme sıklığı giderek artıyor. Kansızlık özellikle çocuklarda, gebe ve emzikli kadınlarda sıklıkla ortaya çıkan bir sorun.
Çocuklarda demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlık; büyümeyi yavaşlatıyor, zekâ gelişimini olumsuz etkiliyor, enfeksiyonlara yakalanma riskini artırıyor.
Kansızlık tedavisinde doğru beslenme modeli de büyük önem taşıyor. Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, demir eksikliğine bağlı kansızlık tedavisinde tüketilmesi gereken besinler hakkında şu bilgileri veriyor:

EN İYİ DEMİR KAYNAĞI BESİNLER!
• Karaciğer, kırmızı et, tavuk ve balık eti
• Yumurta
• Üzüm ve pekmez
• Kuru baklagiller
• Kuru kayısı, kuru üzüm, kuru dut gibi kuru meyveler
• Yeşil yapraklı sebzeler ( ıspanak, pazı )
• Fındık, fıstık ve susam
BAKLAGİLLERİ ETLE, YUMURTAYI PORTAKAL SUYU İLE TÜKETİN
Demir emilimini artırmanın önemli bir yolu bu besinleri C VİTAMİNİ ile birlikte tüketmek.
• Her öğünde bol limonlu yeşillikler ve bu yeşilliklerden oluşan karışık bir salata, demir emilimi artırır.
• Yumurta tüketilirken yanına taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyu tercih edilmesi, yumurtadaki demirin daha fazla emilmesini sağlar.
• Yumurta haşlama yerine kimi zaman menemen gibi pişirilip; yeşil, kırmızıbiber, domates ve soğanla C vitamini kazandırıldığında, demirin alımı artırılmış olur.
• Ispanak yoğurt ile tüketildiğinde demir emilimi azalır. Ispanağın yumurta ile pişirilmesi ise biyoyararlılığını artırır.
• Kurubaklagil ve tahıllı yemekler; yanında mutlaka bol maydanozlu, marullu, domates ve limonlu salata ile tüketildiğinde, tahıl ve baklagillerin içindeki demir daha fazla emilir. Ayrıca bu besinler kıyma, parça et ya da tavukla pişirildiğinde demir alımı artar.
• Demir eksikliği ileri boyutta olan kişiler; süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum içeren gıdaları yemeklerin yanında değil, ara öğünlerde tüketmelidir. Çünkü kalsiyumun demirin emilimini yavaşlatma özelliği vardır.
• Kahvaltılarda 1- 2 tatlı kaşığı kadar pekmez günlük demir ihtiyacının çoğunu karşılar. Özellikle keçiboynuzu pekmezi yüksek demir içerir.
• Ara öğünlerde; kuru meyvelerden kayısı, dut ve kuru üzüm, günlük demir alımına katkıda bulunur.
YEMEKLERLE ÇAY VE KAHVE TÜKETMEYİN
Çay ve kahveyi ara öğünlerde tüketmek gerekir. Özellikle çayda bulunan fitat ve tanenlerin demir emilimini azaltmamaları için, çayı açık ve limon sıkarak içmekte yarar var.



Çalışanlar İçin Sağlıklı Beslenme!

 
Çalışan kadınların çoğu, iş hayatının getirdiği stres ve zamansızlıktan dolayı sağlıklı beslenemediğini söyler. Çalışanlar için sağlıklı beslenme stratejileri :

Sabah:
Yeni haftanın ilk günü, pazartesi sendromu yaşanır. Sabah kahvaltıda serotonin (mutluluk hormonu) düzeyini arttırmak için, bir bardak süt ve bir adet muz tüketebilirsiniz. Diğer alternatif ise, bir bardak süt ile 2 tatlı kaşığı pekmez olabilir. Böylece beden ve zihin aktiviteleriniz artacaktır.
Öğle:
İşiniz ne kadar yoğun olursa olsun, öğle yemeğini atlamayın. Öğle yemeğinde 1 kase yoğurt tüketmenizde fayda var. Çoğu kişi yoğurdun uyku getireceğinden endişe ettiği için yoğurt yemez. Ancak bu besin böyle bir etki yapsa bile, sadece ilk 30 dakika için geçerlidir. Daha sonra sizi rahatlatıp iş performansınızı yükseltecektir.
Ara:
Öğle ve akşam yemeği arasında uzun bir süre olduğu için, enerjinizi arttıracak yiyeceklere yönelmelisiniz. 5 adet ceviz, 200 gram meyve gibi alternatifleri değerlendirebilirsiniz.
Akşam:
Sizi bütün hafta zinde tutacak protein ağırlıklı besinleri tercih etmelisiniz. Ancak beslenme çeşidinizi seçerken, haftanın 5 günü beyaz et (tavuk, balık), haftanın iki günü kırmızı et tercih etmeye dikkat edin.
Her gün omega-3 desteği almak sizin için faydalı olacaktır. Uzmanlar, balık ve deniz ürünlerinin, kanser dahil olmak üzere kalp hastalıklarına ve diyabete iyi geldiğini belirtiyorlar.



 
Hosgeldiniz...  
   
Reklam  
   
Destekciler  
 










 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=